15 Nisan 2010 Perşembe

Antalyaspor - Trabzonspor 0-0



Kayserispor - Trabzonspor: 1-0

Beşiktaş – Trabzonspor: 0-0

Antalyaspor – Trabzonspor: 0-0


Trabzonspor’un son üç maçı. Gol atamamış.. Başka bir deyişle Trabzonspor toplam 270 dakikadır gol atamıyor. Tamam üç maçta zorlu deplesmanlar kabul ediyorum ama bu mazeret değil. Trabzonspor’un çözmesi gereken bir numaralı sorun gol sorunudur, hemde iki senedir. Gol sorunun iki önemli nedeni var. Birincisi santraforların yetersiz oluşu ikincisi ciddi bir hücum varyasyonu eksikliği olması takımın.

Bilinçsizce ve şuursuzca hücum yapıyor Trabzonspor, hücum gücü tamamen kişisel becerilere kalmış bir durumda. Bu şekilde ligde ilk beş mücadelesi verirsiniz, kupa da da karşınıza güçlü takım çıkmazsa ancak bu şekilde finale çıkarsınız. Daha fazlası olmaz. Çünkü Alanzinho, Engin, Collman her zaman gününde olmayabiliyor ve bu adamların keyiflerini bekleyemezsiniz. Takımın bir hücum planı olması lazım. Nedir Trabzonspor’un hücum planı ? Akşam Trabzonspor nasıl gol aradı ? Şenol Güneş’in kafasındaki gol planı neydi ?

Kanatlardan bindirmeler yapıp mı gol atmayı düşündü, öyleyse to süremeyen Burak’la ve kimsenin oynamadığı sol kanatla mı planladı bunu ?

Defansın arkasına atılan toplarla Umut’u pozisyona mı sokmak istedi, o zaman neden Umut hiç defans arkasına koşu yapmadı ?

Şok presle kapılan toplarla pozisyon bulmaya mı çalıştı Trabzonspor, bunu maçın başındaki Umut ve Alanzinho’nun bilinçsiz presiyle mi başarmayı planladı Şenol Hoca acaba ?

Üzerine gelen Antalyaspor karşısında kontra ataklarla mı gol atmayı düşündü ki en mantıklısı budur, neden tek bir kontra atak yapamadı takım ?

Collman ve Selçuk’la cepheden paslaşarak mı gidilmeye çalışıldı, yoksa ileriye Burak ve Umut’a şişirilen toplarla mı pozisyon arandı ?

Hiçbiri yapılmadı, bilinçli bir şekilde denenmedi bile.. Ve sadece bu maçta değil Şenol Hoca geldiğinden beri denemiyoruz. Broos döneminde en azından bol pas yaparak pozisyon üretmeye çalışıyorduk, tamam başaramıyorduk ama çalışıyorduk, bir plan vardı... Şenol Güneş geldiğinde değişen tek şey takımın kazanma isteği, pres ve tempo gücü ve hırsı oldu.. Artık takım daha çok tempolu oynuyor, daha güçlü ve daha agresif.. Ama hala bilinçli bir hücum planı yok. (Defansif kurgusu da yok ya neyse). Takım istiyor, mücadele ediyor ama ne yapacağını bilmiyor..

Diğer konu da forvet meselesi tabiki.. Umut’un artık yedek kulübesine oturma zamanı gelmiştir. Pres yapıyor koşuyor diye (ki bence boşa koşuyor, bilinçsiz pres yapıyor) yıllardır takımın vazgeçilmezi. Engin’in direkten dönen topunda bizim halısahalarda vurduğumuz gibi adamın üstüne vurdu.. Yok böyle birşey, sen “neden beni milli takıma almıyorlar” diyorsun, “avrupa’da oynamak istiyorum diyorsun” ama bu şekilde olmaz.. Biraz soğukkanlı olur adam, topu sağa sola çeker, fake atar, köşeye plase yapar ama adamın üstüne abanılmaz...

Umut’un yerine Teo’ya şans verilebilir, ve hatta Burak’a da şans verilebilir ki Burak kanat adamı kesinlikle değil. Ne dripling yapabiliyor, ne orta yapabiliyor, ne pres yapabiliyor, ne içeri kat edebiliyor ne de temposu var. Burak’ın kanatta oynaması adamı bitirme planıdır. Bu adam o yüzden Beşiktaş’ta tutunamadı zaten. İlk geldiği bir kaç maç forvet oynadı, dedim oh-ne güzel, Teo-Umut-Burak üçlüsü rotasyon olarak forvet oynayacak, hem rekabet olur hem de üretken olurlar.. Hatta ilk maçlarda biraz öyle oynadı gibi hatta goller de attı Burak.. Ama sonra yok, Burak sağ kanat.. Oysa çok güzel forvet özellikleri var. Defansın arkasına yaptığı koşular (bakınız ilk maçta Antalya’ya attığı gol), güçlü fiziğiyle defansı yıpratması, top indirebilmesi ve Umut’a göre çok daha iyi olan gol vuruşuyla çok rahat forvet oynar, oynaması da lazım.. Belli bir süre düzenli forvet oynayıp özgüveni de gelirse ben Hakan Şükür’den eksik bir yanını görmüyorum. Kalan lig-maçlarında Burak-Teo denenebilir, kaldı ki Umut sonradan girip oyunu hareketlendirme potansiyeli açısından çok daha faydalı olabilir takıma..

Öte yandan Antalyaspor’un da hakkını vermek lazım. Çok zekice ve sabırlı oynadılar, panik yapmadılar, ve sürekli gol aradılar. Trabzonspor’un aksine herşeyi denediler. Aşağıdaki üç istatistik hangi takımın ne kadar çok denediğini çok iyi anlatıyor. Kanatlardan orta yapmamış resmen Trabzonspor, bilinçsizce çekilen şutlar dışında birşey yok...

Toplam Şut: Trabzonspor: 10 - Antalyaspor: 14
İsabetli Şut: Trabzonspor: 1 - Antalyaspor: 7
İsabetli Orta: Trabzonspor: 1 - Antalyaspor: 11


Antalyaspor yapılması gereken herşeyi denedi; kanatlara indiler (gol de zaten Necati’nin kanattan yaptığı ortadan geldi), ortadan denediler, verkaçlar yaptılar şut çektiler, Djehua’ya top indirmeye çalıştırlar ellerinden geleni ortaya koydular ve bunu bilinçli yaptılar. Mehmet Hoca’yı tebrik etmek lazım, zamanında da iyi topçuydu ben çok severdim. Neyse, öte yandan ortasahayı kalabalık tutup top yaptırtmadılar Collman-Selçuk ikilisine ki Trabzonspor’un pozisyon üretememesinin ana nedenlerinden biridir bu. Maçı 2-0 ‘a getirebilirlerdi ama olmadı, şansları yoktu, futbolun adaleti yok meselesi.. Ama tebrik etmek lazım. Ligdeki, Diyarbakırspor’dan sonra belki en kötü kadro onlarda ama futbolun takım oyunu olduğunu gösterdiler herkese..

Final 5 Mayıs’ta.. Belki maçı yerinde izleme ihtimalim de var.. Trabzonspor ve Fenerbahçe Mayıs ayı içinde iki defa çok önemli maç yapacaklar, zevkli mücadeleler olacak.. Umarım Trabzonspor taraftarı hem 25 yıl aradan sonra Fenerbahçe’nin kupayı kaldırmasına hem de son hafta Kadıköy’de şampiyonluk turuna tanıklık etmez, çünkü Futbol yüzünden hakkatten çekmediğimiz çile kalmadı..

13 Nisan 2010 Salı

Açıklıyoruz : Şampiyon kim olur ?



Lig son haftalara girilirken heyecan arttı iyice, şampiyonluk yarışı kızıştı. Fenerbahçe ve Bursaspor iddaalı olsalarda Beşiktaş ve Galatasaray’da hala yarışın içindeler, Trabzonspor da sonuna kadar en azından CL şansını kovalamak isteyecektir.. İşte puan durumu, kalan maç tahminleri ve lig sonu puan durumu tahminim...


Önce Mevcut Puan Durumu (29. Hafta sonu itibariyle) :

1. Bursaspor 62
2. Feberbahçe 61
3. Galatasaray 57
4. Beşiktaş 57
5. Trabzonspor 50

Kalan haftalara bakalım :

30. Hafta:

Bursaspor-Gaziantepspor (1, Bursaspor seyircisi önünde zor da olsa bu maçı alacaktır. İki haftadır yenemiyorlar, 2-0 skor tahminim)

Fenerbahçe-Beşiktaş (1, Fenerbahçe kritik maçları her zaman almıştır, o yüzden bu maçı da seyircisi önünde 1-0 alır diye tahmin ediyorum)

Manisaspor-Galatasaray (2, Deplasmanlarda uzun süredir kazanamayan Galatasary bu şanssızlığını bu maçla kırabilir, geçen haftaki tatsız protesto da futbolcuları hırslandıracaktır, 0-2)

Trabzonspor-Kasımpaşa (0, Gollü beraberlik olabilir. Hafta içi kupa maçından sonra sonuç ne olursa olsun rehavet olacaktır Trabzonspor’da, açık bir oyun olur, iki takımın da iyi hücumcuları var. 2-2 gibi bir skor gelebilir)


31. Hafta:

Galatasaray-Bursaspor (1, Bu hafta Bursasopr için liderliğini kaybetme haftası olabilirdi ama Kasımpaşa’dan sürpriz bekliyoruz yine, Yılmaz Vural işini bilir. Galatasaray seyircisi önünde maçı alır, taraftar-futbolcular barışır. Ama Bursa koltuğu bırakmaz, yarış kızışır.)

Kasımpaşa-Fenerbahçe (1, Yılmaz Vural’ın en büyük hobisi sanırım Daum’u yenmek. Bu maçta öyle olabilir)

Beşiktaş-Sivasspor (1, Beşiktaş zorda olsa maçı alacaktır, Sivasspor Diyarbakırspor çıkış yakalamazsa kümede kalır yoksa kendilerinin puan alacağı yok. Ama M.Bakkal geldikten sonra fena oynamıyorlar)

Eskişehir-Trabzonspor (0, Trabzonspor sanırım kupa finaline odaklanmaya başlar, ama güzel maç olur, iki takım da açık oynar. Teofilo bu maçta golle buluşabilir sonunda)

32. Hafta:

Bursaspor-Kayserispor (2, Bursaspor’un şampiyonluğunu belirleyecek maç bu olacaktır. Güçlü Kaysersispor defansı genç Bursaspor forvetlerine geçit vermeyebilir, streste iyice etkiler Bursaspor’un oyununu. Bu Kaysersispor mağlubiyetini yıllarca acı bir hatıra olarak hatırlayacaktır Timsahlar. Makukula’nın golüyle 0-1 olabilir)

Fenerbahçe-Eskişehirspor (0, Fenerbahçe son düzlükte puan kaybetmez genelde ama bu maçta sürpriz bekliyorum Rıza Hoca’dan, 0-0 olabilir)

İstanbul B.B.-Galatasaray (0, Galatasaray’ın galibiyet serisi bozulur, şampiyonluk yolunda ağır bir yara alır, 1-1)

Diyarbakırspor-Beşiktaş (2, Beşiktaş rahat alır diye düşünüyorum, düşmesi kesinleşen Diyarbakırspor karşısında, 0-3 skor tahminim)

Ankaragücü-Trabzonspor (2, istikrarsız Ankaragücü karşısında Trabzonspor maçı alır)

33. Hafta:

Ankaraspor-Bursaspor (2, son hafta öncesi dinlenme fırsatı Bursaspor için)

Ankaragücü-Fenerbahçe (2, Son haftaya girerken Fenerbahçe Ankara’dan kayıpsız dönecektir)

Galatasaray-Antalyaspor (1, İddaasız Antalyaspor karşısında, Necati zorlasa da 3 puanı Galatasaray alır seyircisi önünde, son haftaya iddaalı girer)

Beşiktaş-Manisaspor (1, Beşiktaş’ta son haftaya girerken seyircisi önünde maçı rahat alır)

Trabzonspor-Denizlispor (1, Düşmesi kesinleşen Denizlispor karşısında Trabzonspor fazla şans bulamayan oyuncularıyla sonuca gidecektir. Teofilo, Barış, Engin ve hatta Zafer Yelen bu maçta kendilerini gösterebilirler)

Bu sonuçlara göre son haftaya girilirken puan durumu :

1. Bursaspor 62+3+0+0+3 = 68
2. Feberbahçe 61+3+0+1+3 = 68
3. Galatasaray 57+3+3+1+3 = 67
4. Beşiktaş 57+0+3+3+3 = 66
5. Trabzonspor 50+1+1+3+3 = 58

Bu çalışmayı yaparken özellikle son haftaya 4 takım iddaalı girsin diye uğraşmadım. Sırayla tahminlerimi yazdım sonuç böyle oldu. Gerçekten.. Neyse, gelelim son yılların en heyecanlı son haftasına.. İlk 4 sıradaki takımın da iddaası var ve son ahfta da beş takımın 4’ü birbirleriyle oynuyor...


34. Hafta:

Bursaspor-Beşiktaş (Bursaspor kazanırsa şampiyon olur maçı, muhtemelen sahaya çıktıkları zaman futbolcuların ayakları titreyecektir. 20-22 yaşındaki Sercan, Volkan ve Ozan’ın kaldırabileceği türden bir stres değil bu. Maçın bir başka önemi, rakibin Beşiktaş olması. Yıllar önce kendilerinin küme düşmesine neden olan rakipleri karşısında şampiyonluk turu atma şansları var. Bu yüzden çok önemli. Keşke bir hafta önceki Kayserispor maçını kazanabilselerdi. Beşiktaş ise şampiyonluğu ve şampiyonlar ligi şansını zorlayacaktır sonuna kadar. Mustafa Denizli ve sahadaki futbolcuların tecrübesiyle Beşiktaş maçı Bursa’da alır. Zor yazdım son cümleyi, Bursaspor için çok kötü bir gün olur, aynısını biz 96’da yaşadık Trabzon’da, umarım tahminim yanlış çıkar onlar kazanır. Tahminim 1-3 Beşiktaş kazanır)

Fenerbahçe-Trabzonspor (Trabzonspor için ezeli rakibini şampiyonluktan etmek için, hem de bunu Kadıköy’de yapmak için müthiş bir fırsat. Bursaspor yenilirken bir sürpriz de Kadıköy’den gelir, 1-1 biter maç. Golleri Guiza ve Umut atar. Kadıköy yıkılır. Ama umutlar tükenmemiştir, Galatasaray maçından gelecek skor beklenir, meşhur son 16 dakika Ankara’da yaşanabilir bu sefer)

Gençlerbirliği-Galatasary (Aynı saatlerde Ankara’da maç biraz uzayabilir. Bursaspor’un ve Fenerbahçe’nin puan kayıpları sonrası Galatasaray tekrar şampiyonluğa yaklaşır. Üçüncü bir sürpriz olur, Gençlerbirliği puan alır mı sanmıyorum. Galatasaray Baroş ve Arda’nın golleriyle maçı iki sıfır alır ve ahanda şampiyon olur.. )



Lig sonu puan durumu da şu şekilde oluşur :

1. Galatasaray 70 (Rijkaard kalır, efsane olur, Total Futbol olur vs)

2. Beşiktaş 69 (M.Denizli balı tutar yine, ikili averajla CL bileti alınır)

3. Fenerbahçe 69 (Daum gider, Aykut Kocaman gider, Aziz Yıldırım kadroda revizyona gider, Alex’le yollar ayrılır)

4. Bursaspor 68 (Son haftaya kadar lider gidilen durumda, CL vizesi bile alınaması, ve hatta UEFA kupasına iki takım katılırsa Trabzonspor ve Fenerbahçe kupaya gideceği için kupaya bile gidemeyebilirler. Çok kötü bir hayal kırıklığı olur. Rüya gibi geçen sezon böyle bitmez umarım onlar için. Ama malesef Futbol’un adaleti yok)

5. Trabzonspor 59 (Önümüzdeki yıl lige iddaalı girmek için çalışmalarımız devam ediyor. Forvet ihtiyacımız yok, Umut ve Teo’ya güveniyoruz)

11 Nisan 2010 Pazar

Beşiktaş - Trabzonspor : 0-0



Dün akşam maçtan önce Trabzonspor'un 49 değilde 54 puanı olsaydı Beşiktaş kazanırdı maçı. Trabzonspor stres olmayınca güzel oynuyor, yıllardır hep böyle.. Ne zaman önemli dönemeçlere girse, bu sefer de kaybediyor. Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Ama genel olarak güzel oynadı diyebiliriz Trabzonspor için. Hatta maçtan sonra Rıdvan Dilmen'in dediği gibi bir santrafor olmuş olsaydı şu anda Bursaspor'la beraber yarışıyor olabilirdi. Sadri Bsağolsun, umarız bu yıl transferde doğru hamleler yapabilirler..

Beşiktaş ise yaratıcı futbolcularının sakatlığında bu kadar yapabildi ve Trabzonspor'un temposuna dayanamadı. Ama penaltı pozisyonunun bu kadar abartılmasını anlayamıyorum. Evet pozisyon penaltıydı ama ondan çok daha önce bir yan topta, Burak tam topa dokunup golü yapacakken Toraman tarafından yaka paça indiriliyor, bariz penaltı ve hatta belki kırmızı kart.. İşin vahim yanı kimse olayı garipsemiyor. Burak biraz itiraz ediyor, sonra o da bırakıyor. Çünkü ceza sahası içinde bu tip hareketler alışkanlık halini aldı artık ligimizde. Bazen inanılmaz güreş enstanteneleri izliyoruz. Sanki normalmiş gibi, hakemlerde seslerini çıkarmıyorlar. Cezasahasi dışında olsa zart diye faul ama ceza sahası içinde serbest. Akşamki classico'da özellikle dikkat ettim bu tip mücadelelere, evet itişme var ama tutup yaka paça çekiştirmek yok..

Beşiktaş bu maçla şampiyonluk yarışında havlu atmış oldu, belki CL mücadelesi verebilirler. Ama ondan daha vahimi, Yusuf'la, Üzülmez'le ve hatta Rüştü ile devam ederek, M.Denizli ile sözleşme yenileyerek kendisini çok karanlık bir geleceğe sürüklüyor farkında olmadan. Belki de geçen yılki çifte kupa hiç te hayırlı olmadı Beşiktaş için..

11 Şubat 2010 Perşembe

Çekmediğimiz çile kalmadı



Benim gibi 20'li yaşlardaki Trabzonspor taraftarlarının futboldan yana çekmediği çile kalmadı gibi bir şey.. Neler görmedi ki bu gözler... 96'da kaçan şampiyonluk, Cem Papila'nın Kadıköy'de elimizden aldığı şampiyonluk, Fenerbahçe'nin son maçta bizden puan alarak gözümüzün önünde şampiyonluk turu atması, Fenerbahçe ile çekişirken Galatasaray'dan Avni Aker'de 4 yemek, Beşiktaş'tan 7 yemek... Daha çok şey daha yazarım da hatırlamak istemiyorum şu anda. Başımıza gelmeyen kalmadı diyorduk ki tam, Fenerbahçe'nin 30 yıl aradan sonra kupayı alma şamsı hemde finalde bizi yenerek alma ihtimali belirdi. Bu da olursa artık, Trabzonspor taraftarının çekmediği çile tam anlamıyla kalmamış olacak. .
Neyseki şampiyonluk yarışından koptuk bu sene, yoksa aynı sezonda hem kupada finalde Fenerbahçe'ye kaybetmeyi, hem de ligde de son maçta Kadıköy'de Fenerbahçe'ye şampiyonluğu vermeyi bu camia kaldıramazdı...




25 Ocak 2010 Pazartesi

Trabzonspor 3 Sivasspor 1


Digitürk’e teşekkür edelim tabi, paracıklar geliyor.. Rakibimiz Jo’yu alırken ve Dos Santos’u almaya çalışırken biz de Teo’yu alabildik.. Bu bir kumar.. Ama 33 yaşındaki Fatih Tekke’yi almak daha büyük bir kumar olurdu..



Soğuk hava şartlarında ve kötü zeminde oynanan maçta fazla futbol beklemek yanlış olurdu. Trabzonspor akıllıca davranarak arkaya uzun toplar atarak pozisyon yakalamaya çalıştı ve başarılı oldu. Umut son vuruşlarda biraz daha net olabilse çok farklı da olabilirdi maç. Teo bu boşluğu doldurabilir diye ümitli taraftar.

Teo ise oyuna girerken çok heyecanlıydı. 10 dakika oynadı, birşey söylemek zor ama ümit etmekten başka çaresi yok taraftarın.




Sivas’a gelince, taraftarı “Trabzon Kümeye” diyen her takım gibi kendileri kümeye doğru emin adımlarla ilerliyor.. Sivasspor bitmiş. Kümenin en büyük adayı şu anki durumuyla, tek kurtuluşları Mehmet Yıldız olabilir..




not : Pankartta yazan "Bu kupaları pazardan almadık" Mesaj gayet net !!! Anlayana...
fotoğraflar : Benim objektifimden :) İzinsiz kullanılabilirler..

15 Ocak 2010 Cuma

Gökhan Ünal açtı ağzını yumdu gözünü

Bu manşeti öyle tahmin ediyorum bir kaç gün içinde Fanatik'te görebiliriz.. "Gökhan Ünal açtı ağzını yumdu gözünü" başlığı altında Gökhan Trabzonspor'daki baskı oyun sistemi Fatih Tekke felan filan bir sürü hikaye anlatacak, ama Fenerbahçe'de üçüncü forvet olarak geçecek sürenin sonunda belki hatanın kendisinde olduğunu anlar..



Bu transfer Fener'e hayırlı olsun diyoruz, sonu umarız Zafer Biryol ve Murat Hacıoğlu gibi olmaz.. Aziz Yıldırım'ın da başarılarının devamını diliyoruz...

Trabzonspor yönetimini ise bu transferden dolayı ve yeni forvetimiz Guiterrez transferinden dolayı tebrik ediyoruz.. Sadri Baba eskiye döndü ve yine doğru işer yapmaya başladı sonunda.. Ama Gökhan Ünal karşılığında paranın yanına alınan Burak'ı anlamış değiliz.. Bu adam değil miydi iki yıl önce bize burun kıvıran.. Hayırlısı bakalım..

30 Aralık 2009 Çarşamba

2016 Avrupa Kupası için Desteğimi açıklıyorum : Italy 2016

Bir Türk olarak Italya’nın 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası evsahipliği adaylığını desteklediğimi açıklıyorum.

As a Turkish Citizen, I hereby declare my support to Italy 2016 for the Nation’s Europen Football Cup.

Come un cittadino turco, dichiaro il mio sostegno per l'Italia 2016 per la Nation's Europen Cup Calcio.


UEFA sormaz mı adama koskoca ülkede şampiyon takım çıkarmış iki şehirden biri olan Trabzon neden 2016 Avrupa kupası aday kentleri arasında yok diye ?



Trabzon’da altyapı yokmuşta, yeterli Hotel yokmuşta, ulaşım problemmişte gibi bir sürü palavra sayıyor federasyon. “Konya’da olup Trabzon’da olmayan ne ?” sorusuna cevap veren yok ama. Öte yandan Trabzon’da olup aday şehirlerde olmayan çok şey var. En başta da futbol tutkusu. Bunun dışında doğal güzellik, tarih, modern bir kent, altyapı üstyapı ve hatta Akçaabat köftesi dahil gereken herşey mevcut. Sadece zahmet buyrulup yeni bir stad yapılması lazım o kadar. Yeni stadın Trabzonspor’u tekrar eski günlerine döndürülmesinden mi korkuluyor?

Bu milletin parasıyla Konya’ya ilerde atıl kalacak hiçbirzaman dolmayacak stad yapılsın (Kayserispor stadı gibi ya da Olimpiyat stadı gibi) ama Trabzon’a gelince yarabbi şükür.. O zaman bende desteklemiyorum Türkiye’yi. Konya’da oynanacağına, Floransa’da oynansın maçlar.



Trabzonspor’lu futboluclara da buradan çağrıda bulunuyorum, formalarının altına Italy 2016 logosu olan tişört giysinler, gol attıkları zamanda formalarını açıp göstersinler. Tribünlerde de Italy 2016 logosu açılabilir...

Ve malesef eski Trabzonsporlu futbolcu ve başkan Faruk Özak Spordan sorumlu Bakan...


24 Aralık 2009 Perşembe

Seri Mağlubiyetler...


Evet Şenol Güneş’in de gelişiyle beraber, üç gün içerisinde iki derbi kaybederek beklenen seriyi yakalamış oldu Trabzonspor... Hem Fenerbahçe’ye karşı hem de Galatasaray’a karşı mağlubiyeti sonuna kadar haketti ayrıca..
Bu çıkışın ikinci yarıda da istikrarlı bir şekilde sürmesini bekliyoruz..

19 Aralık 2009 Cumartesi

Trabzonspor Nereye - 2



En son “Trabzonspor Nereye ?” diye sormuştuk bir ay kadar önce burda ve o zamandan beri eshef ve dehşet içinde izliyorum nereye gidiyoruz diye.

Çok öncelerden de tahmin ettiğimiz gibi Broos gayet medenice (!) gönderildi yerine Şenol Güneş geldi ve Ankaragücü ve Denizli gibi ligin şampiyonluğa oynayan güçlü (!) iki takımına karşı alınan galibiyetler takımdaki tüm sorunları unutturdu. Şimdi birde Fatih Tekke gelme durumu varki, sanırsınız İbrahimoviç geliyor, hemen şampiyon olcak Trabzonspor. Demek tüm problem Şenol Güneş ve Fatih Tekke imiş. Bundan beş yıl önce yine Şenol Güneş yönetiminde, Fatih Tekke’nin yanında Gökdeniz, Szymek ve Yattara gibi isimler varken gelmeyen başarı ve şampiyonluk gelecek diye ümid edenler var. Fatih Tekke’nin artık 33 yaşına gelmiş ve eski formundan uzak olması, Yattara’nın tedavül’den kalktığı konularına girmiyorum bile... Bir Trabzon’lu olarak camiayı anlamakta güçlük çekiyorum çoğu zaman, başkaları nasıl anlasın ?





Bu toz pembe ortamda camia yarınki Fenerbahçe maçına kenetlenmiş durumda, ne olur kestirmek zor ama kazanırsak camia devre arasında şampiyonluk havasına girer herhale, bu açıdan mağlubiyet Trabzonspor için daha hayırlı bile olabilir. Trabzonspor’u çok favori görmemekle beraber Fenerbahçe’deki form düşükşlüğüne bakınca bir ihtimal Trabzonspor kazanabilir diyorum. Burada belirleyici faktör yine Umut ve Gökhan olacak, alışkanlıklarının dışına çıkıp girdikleri pozisyonları değerlendirmeleri gerekebilir. (Bu arada dünkü Beşiktaş-Bursapor maçında Sercan’ın kaçırdıklarını gördükten sonra yine de Umut ve Gökhan’ın değerini bilelim bence..)


Son söz : Ümit fakirin ekmeği, Alanzinho ve Collman atar 2-0 alırız diyelim..

16 Kasım 2009 Pazartesi

Trabzonspor nereye ?

Broos ilk geldiğinde “Sadri Başkan’ı anlamak” başlıklı bir yazı yazmış ve Sadri Başkan’ın aklından geçenleri “Tamam Hoca’yı da bulduk.. Başarılı olursa ne ala, olmazsa 6 ay sonra Şenol Hoca’yı getiririz..” olarak tahmin etmişiz… Bugün görüyoruzki malesef yanılmamışız.

Broos’un Ocak ayında gönderilmesi ve yerine Şenol Güneş gelmesi için camia birlik olmuş durumda ve muhtemelen de öyle olacak. Tabi bu arada Broos’a ödenecek tazminat ve 6 ayda bir yapılan hoca değişikliklerinin Trabzonspor’a getireceği zarar kimesnin umrunda değil. Sanki Şenol Güneş gelince bir yıl içinde onu da kovmayacakmışız gibi..



Bugün bakıyorum, sağolsunlar en başta yerel medyamız olmak üzere herkes Hoca’yı nasıl kovarız onun peşinde.. (Geçen yıl da Ersun Yanal'ı çok güzel harcamışlardı) Broos memleketinde Trabzon ile ilgili bazı gözlemlerini anlatmış, Trabzon’daki yerel medyaya bakıyorum sanki adam bize küfretmiş.. Adam hayatında ilk defa ezan duyuyor, alışamadım diyor, biz onu rahatsız olmuş sevmiyormuş ezan sesini şeklinde anlıyoruz… Bu kadar da insafsızlık olmaz. Adam Belçika’da hayatında silah görmemiş belki, burda bolca görünce garibine gidiyor bunu da memleketinde paylaşıyor, ama biz bundan da nem kapıyoruz…

Öte yandan efsane başkanımız Mehmet Ali Yılmaz var, son günlerde Fanatik gazetesi başta olmak üzere (Serhat Demirtaş’ta yolunu bulmuştur bu şekilde) ulusal medyada boy gösteriyor. Trabzonspor’un kötü gidişatından bir rant elde edip tekrar kulübün başkanı olurmuyum diye düşünüyorr. Mehmet Ali Yılmaz, sanki kulübü kendine borçlandırıp, kulübün gelirlerine temlik koydurtan, Ogün ve Abdullah gibi isimleri Fenerbahçe’ye satıp Trabzonspor’un marka değerini düşüren kendi değilmiş gibi tekrar başkan olmanın hayallerini kuruyor. Ama Trabzon’da kendisine duyulan antipati henüz dinmiş değil, boşuna hayal kuruyor…


Sözün özü, Trabzon’da kafalar değişmedi ve değişmeyecek gibi.. İnsanlar hala Trabzonspor’a zarar vermenin yarışı içerisinde ve malesef Sadri Başkan’da bu girdapa kapılmış durumda.. Önümüzdeki günlerde ve yıllarda bu günlerimizi arayabiliriz, benden söylemesi…